istanbul
Install Theme
 Editör Hanım, Max Beckmann’ı bilir misiniz? 1884-1950 yılları arasında yaşamış bu Alman ressam, yirminci yüzyıl insanının yol açtığı dehşete tanık olmuş ve kayıtsız kalamamıştı. “Aşırı duyguları yaşamak biçim yaratmanın kendisidir,” demişti. “Biçim kurtuluştur.” Öfke, acı, dehşet, yalnızlık, korku, sıkışmışlık, huzursuzluk… Bu duyguların itici renkler, çarpıtılmış şekiller kullanılarak aktarılmaya çalışıldığı bir resim aynı zamanda nasıl güzel olabilir? Beckmann bunu başarmıştı, çünkü tanık olduğu şeylerin tahakkümünden biçim üzerine yoğunlaşarak kurtulabileceğini görmüştü.
  Günümüzde biçim üzerine bir tartışmaya girmek için ağzınızın epey laf yapması gerek ve ortalık bayağı karışır. Ama şurası açık ki modern toplumda aşırı duygular yaşamak, hoş karşılanmayan, istenmeyen bir şey. Bunun için hekimlerimiz ve ilaçlarımız var. Ne olursa olsun hayatın devam edeceğini bize bildiren dostlarımız var.
(Barış Bıçakçı - Sinek Isırıklarının Müellifi)

 Editör Hanım, Max Beckmann’ı bilir misiniz? 1884-1950 yılları arasında yaşamış bu Alman ressam, yirminci yüzyıl insanının yol açtığı dehşete tanık olmuş ve kayıtsız kalamamıştı. “Aşırı duyguları yaşamak biçim yaratmanın kendisidir,” demişti. “Biçim kurtuluştur.” Öfke, acı, dehşet, yalnızlık, korku, sıkışmışlık, huzursuzluk… Bu duyguların itici renkler, çarpıtılmış şekiller kullanılarak aktarılmaya çalışıldığı bir resim aynı zamanda nasıl güzel olabilir? Beckmann bunu başarmıştı, çünkü tanık olduğu şeylerin tahakkümünden biçim üzerine yoğunlaşarak kurtulabileceğini görmüştü.

  Günümüzde biçim üzerine bir tartışmaya girmek için ağzınızın epey laf yapması gerek ve ortalık bayağı karışır. Ama şurası açık ki modern toplumda aşırı duygular yaşamak, hoş karşılanmayan, istenmeyen bir şey. Bunun için hekimlerimiz ve ilaçlarımız var. Ne olursa olsun hayatın devam edeceğini bize bildiren dostlarımız var.

(Barış Bıçakçı - Sinek Isırıklarının Müellifi)

(Source: guzelbiseyler)

ya bizler? eşrefi mahlukat!
boğazımıza kadar kendi mundar karanlığımıza
gömülmüşüz

— bedri rahmi 

aslında ne güzel şeydir insanın insana yanması

   -yılmaz güney

geldim
kaldım
güldüm
öldüm

nazım hikmet ran

dal kol keser

penceremde açarsa 

kuş,vurulur

üzerimde,uçarsa

ve hal böyle böyle,

yol bu yöndeyken

gelir

ki her gelişinde

daha da içten

gelir

soluk soluğa benim olursun

sokakta giderken,kendi kendime

gülümsediğimin farkına vardığım zaman 

beni deli zannedeceklerini düşünüp 

gülümsüyorum

      -o.veli kanık

..bedenin bir aklanma noktasına ulaşması
sanatçıya ait olan beden,bir kadın bedeninde keşfedilecek gizli kalmış anlatımların ve yasakların ifadesi olarak çıkar karşımıza.sanatçının film karakterlerinden yola çıkarak canlandırdığı tiplemelerden her biri aslında Sherman’ın bedeni üzerinden açılan farklı kadın varoluşlarıdır. film sahnelerindeki kadınların aynı zamanda pop-art yapıtlarını hatırlatacak kadar kültür endüstrisinin içine yerleştirilmiş olmaları,hem teknik olarak hem de içerik olarak zamansal kadın kavrayışını;kadın imgesinin toplumsal inşasını sorunsallaştırır.aslında bu fotoğraftan tuvaller bir yandan kadın kimliğine dair bütün açılımları,kadının hem nesne hem özne olarak kavranışındaki anlam ve anlatımları film karelerinde canlandırıldığı şekliyle yansılırken bir yandan da bu kadın tiplerinin birer toplumsal canlandırma olduğuna işaret eder.bu sonradanlık,kadının toplumsal ve cinsel kimliğine dair kavrayışın arasındaki farklılıklara dikkat çeker.cinsel kimliğin bir sorunsala dönüştürülüşünde toplumun rolü ve sosyal yapının önemi karelerdeki dekor aracıllığıyla iletilir ve bu da kimlik kavrayışının bir yönüyle yanılsamayı da içinde barındırdığını gösterir.

..bedenin bir aklanma noktasına ulaşması

sanatçıya ait olan beden,bir kadın bedeninde keşfedilecek gizli kalmış anlatımların ve yasakların ifadesi olarak çıkar karşımıza.sanatçının film karakterlerinden yola çıkarak canlandırdığı tiplemelerden her biri aslında Sherman’ın bedeni üzerinden açılan farklı kadın varoluşlarıdır. film sahnelerindeki kadınların aynı zamanda pop-art yapıtlarını hatırlatacak kadar kültür endüstrisinin içine yerleştirilmiş olmaları,hem teknik olarak hem de içerik olarak zamansal kadın kavrayışını;kadın imgesinin toplumsal inşasını sorunsallaştırır.aslında bu fotoğraftan tuvaller bir yandan kadın kimliğine dair bütün açılımları,kadının hem nesne hem özne olarak kavranışındaki anlam ve anlatımları film karelerinde canlandırıldığı şekliyle yansılırken bir yandan da bu kadın tiplerinin birer toplumsal canlandırma olduğuna işaret eder.bu sonradanlık,kadının toplumsal ve cinsel kimliğine dair kavrayışın arasındaki farklılıklara dikkat çeker.cinsel kimliğin bir sorunsala dönüştürülüşünde toplumun rolü ve sosyal yapının önemi karelerdeki dekor aracıllığıyla iletilir ve bu da kimlik kavrayışının bir yönüyle yanılsamayı da içinde barındırdığını gösterir.

(Source: arsivist)

Düş, daha başından, bir anıdır

Yağmur oldum, paranoyak oldum
Canım sıkıldı, bir votka içtim
Deniz kıyılarında ağlama noktalarını ben seçtim 
Hiç değmedi gözlerim yaşlarına

 

insanlar gerçekliği daima,tarihsel olarak üretilen ortak gözlükler ile oluşturuyorlar.bu sebeple: ideolojiler belli bir bilince dayalı politik amaçları kolektif şekilde formüle eden bir dünya görüşü haline geliyor.