istanbul
Install Theme
Anna Ternheim

.leave the body, leave the mind

let me

..bu farklı bir gün mü? adam bilemez. böyle devam edecekler,mahrem bir güvenle sayısız yürüyüş yaparak aralarında,anıların veya tasarıların olmadığı,saf bir güven büyüyecek.
..kadın artık alışmıştır. bu ziyaretçinin gidip gelmesini,ortaya çıkmasını,konuşmasını,gülmesini,susmasını,dinlemesini ve gözden kaybolmasını doğal bir hadiseymiş gibi karşılar.
..ama adamın farklı bir isteği vardı,huzura kavuşmuş gelecektense,çocukluk yıllarının dünyasına dönmek istiyordu ve bir ihtimal kendisini bekleyen kadına 

..bu farklı bir gün mü? adam bilemez. böyle devam edecekler,mahrem bir güvenle sayısız yürüyüş yaparak aralarında,anıların veya tasarıların olmadığı,saf bir güven büyüyecek.

..kadın artık alışmıştır. bu ziyaretçinin gidip gelmesini,ortaya çıkmasını,konuşmasını,gülmesini,susmasını,dinlemesini ve gözden kaybolmasını doğal bir hadiseymiş gibi karşılar.

..ama adamın farklı bir isteği vardı,huzura kavuşmuş gelecektense,çocukluk yıllarının dünyasına dönmek istiyordu ve bir ihtimal kendisini bekleyen kadına 

Three Colors: White (1994)

Three Colors: White (1994)

(Source: forhandsthatsuffer)

(Source: kingdom-visions)

Bir gün onu bulmaya karar verdim, sonra vazgeçtim. belki de bilmemek ve hayal etmek daha iyidir. ‘belki o da benim gibi yalnızlığı seviyordur.

Bir gün onu bulmaya karar verdim, sonra vazgeçtim. belki de bilmemek ve hayal etmek daha iyidir. ‘belki o da benim gibi yalnızlığı seviyordur.

(Source: kulturtava)

..anlamanın ve sevmenin kısır ve haz dolu işkencesi
I myself am an absolute abyss.

Antonin Artaud 

(Source: journalofanobody)

— We All Fall In Love Sometimes

..tırnağının, alabildiğine geniş ve değersiz çarşafta takılması gibi dedi kadın

..hissetmek için,tarlaların arasında koşan rüzgarı bulmaya çıkar

Kurgudaki tadilat başta algılanmıyor. Dört bir yanda anormal, muğlak, bunaltıcı olanı görür gibi olmanıza yol alan varoluşsal bir bunalımdan başka bir sorun yok gibi. Sonra bir anda, burnunuzun ucunda, canınızı sıkan, rahatınızı kaçıran, kanınızı donduran o adlandırılamayanı tanıyor, tanıdığınızı sanıyorsunuz. O zaman çürüyüş başlıyor. İnsan afallayıp şaşkına dönüyor, çöküyorsunuz. Akıl zaafa düşüyor. Bağrınıza inatçı bir acı saplanıyor. Sanrılar sizi aptallaştırdıkça, aptallaştırıyor. İnsan bir ad bir sözcük istiyor. Haykırmak istiyor. Çözümü bulduğunu, bunalımın kaynağına indiğini haykırmak istiyor. Bu abuk subuk karmaşık laf yığınından sıçrayıp çıkmak, bu sözcük bataklığından kaçıp kurtulmak istiyor insan. Ama artık bir sıçrama taşıda yok, tutunacak bir dal da. Hayal gücünün dibini boylamaktan başka yol yok.

Kurgudaki tadilat başta algılanmıyor. Dört bir yanda anormal, muğlak, bunaltıcı olanı görür gibi olmanıza yol alan varoluşsal bir bunalımdan başka bir sorun yok gibi. Sonra bir anda, burnunuzun ucunda, canınızı sıkan, rahatınızı kaçıran, kanınızı donduran o adlandırılamayanı tanıyor, tanıdığınızı sanıyorsunuz. O zaman çürüyüş başlıyor. İnsan afallayıp şaşkına dönüyor, çöküyorsunuz. Akıl zaafa düşüyor. Bağrınıza inatçı bir acı saplanıyor. Sanrılar sizi aptallaştırdıkça, aptallaştırıyor. İnsan bir ad bir sözcük istiyor. Haykırmak istiyor. Çözümü bulduğunu, bunalımın kaynağına indiğini haykırmak istiyor. Bu abuk subuk karmaşık laf yığınından sıçrayıp çıkmak, bu sözcük bataklığından kaçıp kurtulmak istiyor insan. Ama artık bir sıçrama taşıda yok, tutunacak bir dal da. Hayal gücünün dibini boylamaktan başka yol yok.

Çünkü herkes ilgisiz bir evren içinde görülüp işitilmeden yok olup gideceği düşüncesiyle acı çekmektedir. Bu yüzden, henüz vakit varken, kendisini sözcüklerden oluşan bir evrene dönüştürmek ister.

.. İnsan kendi talihsizliklerinin toplamıdır. Bir gün gelir, talihsizlik de yorulur sanırsın sen ama zaten senin talihsizliğin zamanın kendisi olur

Gerçeğe sığınırız, ona sığamayız ama. Kendi gerçeklerimizden söz etmeyi severiz. Artar, eksilirler. Gün gelir bir tek gerçeğimiz kalır,bütün gerçekleri onda /ona toplarız